Puslu manzara

Hafızaya pek güvenmemek lazım.

Eski bir İstanbul Film Festivali’nde, Theo Angelopoulos’un “Puslu Manzaralar”ından çıktıktan sonra hissettiklerimi anlatmak istiyordum. Kafamdaki bu “sahne”de 17 yaşında bir gencim, Reks’ten çıkmışım, Kadıköy’e iniyorum. Öylesine yoğun, ilahi bir hisle doluyum ki içim içime sığmıyor, kafamı kaldırıp gökyüzüne, yıldızlara baktığımı hatırlıyorum.

O günün tarihini vermek için kitaplıktan festival kataloğunu çıkardım (1988’de gittiğim ilk festivalden bu yana tüm katalogları saklıyorum), 14 Nisan 1989 Cuma’ymış. Ama salon Reks değil, Emek.

O halde hatıram gerçeği tam yansıtmıyor. İki anıyı birleştirmişim, Kadıköy’e yürüme kısmı başka bir festivalden ve filmden kalma. Tornatore’nin “Herkesin Keyfi Yerinde”si olmalı. Bir sonraki sene mi? Kataloğa başvuralım. Hayır, 1991’miş.

“Puslu Manzaralar”ı anlatacaktım… Biraz geriden başlamalıyım.

Her sinemaseverin çocukluğunda ya da gençliğinde ona “Sinema, sandığımdan çok daha başka ve fazla bir şeymiş” dedirten bir film vardır. Beni ilk sarsıp sallayan ve ufkumu açan, TRT-2’nin meşhur sinema programlarında seyrettiklerim, özellikle de Taviani’lerin “Kaos”u oldu. Festival bu sayede girdi radarıma. 1988’de gittim ilk kez. Adı henüz Sinema Günleri o zaman. 89’da Festival olacak.

İşte o ilk festivalde izledim “Puslu Manzaralar”ı ve koltuğa çivilendim. TRT-2’de de “farklı” filmlere rastlamıştım ama bu başka. Kamera dakikalarca kımıldamıyor. Karakterler pek az konuşuyor ya da yeri geliyor, kapkaranlık bir ekranda yüzleri belirsiz iki kişi uzun uzun konuşuyor. Film görmek istediklerimizi saklıyor bazen, gözünü başka yere dikiyor. O güne dek izlediğim hiçbir filmin işlemediği kadar derine işliyor, nasıl yapıyorsa asıl yükünü derinlerinde taşıyor. Rüyada gibiyim. Yollara düşmüş bir kumpanya, helikopterin taşıdığı devasa bir taş el, sisler arasında bir ağaç… “Niye Almanya?” “Hayalini kurabilecekleri bir şey olsun diye.” Gözlerim doluyor, tek sebebi hikayenin dokunaklılığı değil.

Film bitiyor, sokaktayım. Sinema çok kuvvetli, çok sihirli bir şey, hayatımdan hiç çıkmamalı, diyorum.

İstiklal Caddesi’ndeymişim, Kadıköy’de değil. Olsun, neler hissettiğimi dün gibi hatırlıyorum.

(FilmLoverss İstanbul Film Festivali Dergisi, 13 Nisan 2019)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s