Otobiyografik ama sandığın gibi değil

1.

Yazdığınız romanların yayınlandığını nasıl anlarsınız?

Okuyanlar “Kitap otobiyografik mi?” diye sormaya başlar.

2.

İlk romanım Anne Tut Elimi yayınlandıktan sonra katıldığım söyleşide bir okur sordu: “Kitapta anlattıklarınızı siz mi hayal ettiniz yoksa otobiyografik mi?”

Hadi buyur.

“Hayır hanımefendi” dedim, “çocukken, zamanda yolculuk yaptığına inanan, kimseyle tek kelime konuşmayan, bazı geceler evden kaçıp mezarlıkta uyuyan bir kız değildim ve annem de hayatta, Allah uzun ömür versin.”

Biraz sert mi konuşmuştum acaba? Ama o da hak etmişti canım.

Fikrimin değişmesi için 10 yaş almam ve bir psikanaliz divanında 5 yıl geçirmem gerekiyormuş.

3.

Çok iyi bildiğimizi sandığımız hayat hikayemiz aslında tahrif ve örtbas ederek yazdığımız bir resmi tarih. Gerçek hikaye bilinçdışında saklı duruyor.

Bilinçdışı metaforlarla konuşur, özellikle rüyalarda. Ortaokulda metaforun güzel bir söz sanatı olduğunu öğrendiği için değil, bildiklerini başka türlü anlatamayacağından. Arada “bilinç”in muhafızları var, sözün aşağıdan direkt gelmesine izin vermezler.

Roman, öykü, senaryo fark etmez, yazarak bir hikaye anlattığımızda konuşan bilinçdışımızdır (boşuna “Yaratıcılık bilinçdışının işidir” demiyorlar). O yüzden yazdıklarımız bize bile garip, yabancı gelir. Eşe dosta, hatta yazarı topu topu bir imza günü, bir söyleşi süresince tanıyan okura da garip gelir. Böyle halim selim bir adam/kadın nasıl olur da böyle bir karanlık yaratır, böyle bir cinayet tasarlar, böyle bir kabusa imza atar?

Bir arkadaşınız “Romanlarını okuduğumdan beri seninle rahat konuşamıyorum, ‘Şimdi bize böyle diyor da gerçekte aklından ne geçiyor acaba?’ diye düşünüyorum” der. Bir abiniz “Yahu, kitabı okuyunca senden korktum” der.

Arkadaşın, abinin sözleri safça görünse de asıl saflık “Sahi ben bunları nerden çıkardım?” diye sormayan yazara aittir.

4.

İkinci romanım Büyük Deniz Yükseliyor’un ardından “Otobiyografik mi?” sorusu pek gelmedi. Okurlar sulara gömülen bir ada-ülkenin hikayesinin gerçekten yaşanmış olmadığından emindiler herhalde.

Birkaç yıl geçti, demin bahsettiğim “psikanaliz divanı” faslı başladı.

5 sene sonra divandan kalktığımda Anne Tut Elimi’nin de, Büyük Deniz Yükseliyor’un da buz gibi, bal gibi otobiyografik olduğunu anlamıştım. Ceren gibi konuşmaktan vazgeçen bir çocuk, Çağrı gibi bacağını kaybetmiş öfkeli bir genç değilsem de duygularımı onların arkasına gizlemişim. (En derin gerçekleri “saçma sapan” şeylerin ardına gizleyen rüyalar gibi. O bakımdan, yazdığın hikayeyi rüya farz edip yorumlamak ilginç sonuçlar verebilir.)

Yıllar önce sorusunu saçma bulduğum hanımefendi haklı sayılmazdı belki ama parmağa takılmayıp işaret ettiğine bakacaksın. Kitap otobiyografikmiş de sandığım gibi değil.

Sonrasında yazdığım Karışık Kaset’te genelde kastedilen anlamda otobiyografik bölümler vardı. Eş dost, okurlar anladılar tabii, “Otobiyografik mi?” diye sormadılar bu kez, “Neresi otobiyografik?” diye sordular. “Burası, şurası, bir de şurası” dedim.

Onlar gerçek hayatta yaşadıklarımdı, geri kalanlarsa asıl gerçekler.

5.

Her roman otobiyografiktir. Yazar yaşadıklarını anlattığı için değil, korkularını, arzularını, eksiklerini (farkında olmadan) anlattığı için.

İçimizdeki yaralardan, onlardan kaçmak için yaptığımız hatalardan, onları dağlamak için üstüne atladığımız alevlerden ve bu sırada öğrendiklerimizden başka ne anlatacağız?

Hayat hikayesi denilen de bu nihayetinde. Bir ömür içinde debelendiğimiz kuyu. Anlatmak isteyeceğimiz, anlatmayı becerebileceğimiz ve anlatmaya değer tek öykü.

 

Reklamlar

6 responses to “Otobiyografik ama sandığın gibi değil

  1. Özlemiştik. Hoş geldin..

  2. Selahattin Özpalabıyıklar

    Yıllardır düşünüp söylediğim (belki de söyleyemediğim, daha doğrusu insanlara anlatamadığım) şeyler bunlardı işte (nerdeyse “Benim yazmadığım ama benim cephemden otobiyografik bir yazı” diyeceğim). Sözün özü şu iki cümlede bence: “Yıllar önce sorusunu saçma bulduğum hanımefendi haklı sayılmazdı belki ama parmağa takılmayıp işaret ettiğine bakacaksın. Kitap otobiyografikmiş de sandığım gibi değil.”
    Hem bilincine hem bilinçdışına sağlık Uygar Şirin 🙂

  3. Fatih Ozkoyuncu

    Budur…

  4. Güzel…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s