Recep İvedik 2: Türkler eğleniyor

“Recep İvedik 2”nin bir sahnesinde Recep, Batılılaşamamış bir Türk (öz-Türk) olarak, Batılı Türklerle (beyaz Türk) dolu bir partiye gidiyor. Bir bakıyor, ortam soğuk ve cansız, insanlar mıymıy ve kokoş. (Beyaz Türklerin alışılagelmiş sıfatları.) Halbuki Recep içi dışı bir, sıcak, samimi bir insan.

Önce bu uyumsuzluktan çeşitli espriler çıkıyor. Sonra Recep’in dayanamayıp DJ’i yerinden etmesi ve bir Ankara havası çalmasıyla birlikte partinin rengi birden değişiyor. O zamana kadar kös kös dikilen konuklar, Batılı havalarıyla alakası olmayan bu türküye dayanamayıp kendilerini piste atıyor. Recep’le aralarındaki buzlar eriyor, karşılıklı gerdan kırıyorlar.

Popülaritesini, “Niye bu kadar izlendi”sini bilmiyorum ama “Recep İvedik”in ne yaptığının ve nasıl karşılandığının özeti bu sahnede saklı bence.

Sahnenin ilk bölümü, yani Recep’in partiye gelişi, “Recep İvedik”in mizahının mayası: Bir öz-Türk’ün beyaz Türk dünyasındaki maceraları.

Bu film, birinciden bile daha ağırlıklı bir şekilde bu karşıtlıktan doğan komedi üzerine inşa edilmiş. Recep’in yolu film boyunca adaçayı, ıhlamur ve sahlep bulunmayan “cafe”lerden, ekmek bulunmayan “restaurant”lardan, domatesin “swiss knife”la kesildiği golf sahalarından ve en önemli şeyin “pozisyon” olduğu ofislerden geçiyor. Bir şeye güleceksek buna gülüyoruz.

Sonuçta bir öz-Türk beyaz Türklerin dünyasına girdiğinde herkes komedi malzemesine dönüşür. Beyazların içinde bulundukları tuhaf ve yabancı (=Batılı) durum ayrı komiktir, Siyahların içine düştükleri durum ayrı komik. (Tersi, yani bir beyaz Türk’ün öz-Türklerin dünyasına girmesi bir korku filmi malzemesidir. İşte tartışmaya değecek bir konu.)

Sahnenin ikinci kısmı, yani Recep’in türküyle ortamı coşturduğu ve sosyeteyi oynattığı bölüm ise hep birlikte Recep’e gülmemizin temsili. Ankara havası “basit”liği ve “avam”lığında bir adamın/filmin, 4-5 milyon insanı evinden kaldırıp sinemalara getirdiği ve kahkahalara boğduğu yer.

“‘Recep İvedik’e gülenler cahil ve eğitimsiz halkımızdır” lafı, kimi sosyologların da sıkılmadan sarf ettiği bir palavra. Her şey bir yana, öyle olsa Recep tarihi bir rekorun sahibi olmazdı. Politik jargonla söyleyelim, bir “ideoloji filmi” değil bu, bir “kitle filmi”. Herkesten oy alıyor. O yüzden burası “Abi, kimimiz öyle kimimiz böyle ama neticede çiftetelli çalınca hepimiz göbek atmıyor muyuz, Orhan Gencebay çalınca hepimiz söylemiyor muyuz” klişesinin tarif ettiği yer. Recep sahneye çıkınca herkes oynuyor.

“Recep İvedik”in sinemasında sorun çok. Bir filme benzemesi için örneğin ninenin hikayede daha fazla rolü olması, nine gibi bir karakterden bir iki tane daha olması, Recep’in filmin başında girip çıktığı işlerin dakikalar boyu değil hızlı bir montajla anlatılması, Japon konuklar hikayesinin 20 ila 70. dakikalar arasında ortadan kaybolmaması, skeçlerin daha çabuk bitmesi lazım.

Ancak böyle bir mizah ilk kez yapılıyormuş gibi, ne dünya ne Türkiye daha önce böyle bir şey görmemiş gibi davranmanın da âlemi yok. Türkiye’nin Batılılaşma/sınıf atlama meseleleri kadar eski bir hikayeden bahsediyoruz. Sözkonusu mesele bitmedikçe bu karakterlerin de sonu gelmez. Horoz Nuri gider Turist Ömer gelir, Turist Ömer gider İnek Şaban gelir, İnek Şaban gider “G.O.R.A.”nın Arif’i ya da Recep İvedik gelir. Ve bunun ucu Karagöz’e, Kavuklu’ya kadar gider.

Sonuçta Turist Ömer de Recep gibi “sosyetik”lerle dalga geçen bir öz-Türk’tü. Kokoş kadınların popolarına Ahmet diye lakap takar, onlar tarafından hor görülünce de “Biz kovulmaya alışmışız” diye lafı sokup “Ahmetlere maşallah” diye türkü söylerdi. (“Ne kadar çirkin”, di mi?) İnek Şaban da Recep gibi dangıl dungul sahiciliğiyle başkalarının sahteliğini sergilerdi.

Ömer ve Şaban’a zamanında burun kıvıranların, 30-40 yıl sonra bugün o filmleri “tatlı bir anı”, “hey gidi günler” diye andığını biliyoruz. Yıllar sonra dünyaya gelmiş ve o filmleri bugün izlemiş olanlar ise zaten bambaşka bir gözle bakıyorlar.

O nedenle, bugün “Recep İvedik”e Recep’i aratmayacak bir sinirle saldırıp nefret ettiğimiz her şeyin taşlanacak şeytanı haline getirirken dikkat edelim, yıllar sonra ondan “sevimli, haylaz çocuk” diye bahsedebiliriz.

(Sinema, Mart 2009)

Reklamlar

4 responses to “Recep İvedik 2: Türkler eğleniyor

  1. Tam da Hülya Avşar’ın ‘Recep İvedik ve benzeri popüler filmleri Oscar’a yollamalı’ polemiği (!) üstüne bu yazı cuk oturdu. Paylaşıyorum.

  2. Cok guzel yorumlamissin…tamamen istirak ediyorum yazdiklarina…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s