Iron Man/Demir Adam: Bir dönüşüm hikayesi

Meşhur çizgi roman kahramanlarında bazı ortak özelliklere rastlarız. “İnsan”la “kahraman”ın buluştuğu ikili bir hayat sürdürürler. (Öğrenci-örümcek, gazeteci-Superman, bilim adamı-Hulk vb…) Bu ikilikler, içlerinde halletmeleri gereken zıtlıkları temsil eder. (Peter Parker içindeki gücü kabullenebilir mi? Bruce Banner içindeki öfkeyi kontrol edebilir mi?)

Demir Adam, yani Tony Stark, bu açılardan diğer kahramanlara benziyor. Ama önemli bir farkı var: Diğerleri doğuştan (başka bir gezegenden geldiği için) ya da mecburen (bir örümcek tarafından ısırıldıkları için, bir deney yolunda gitmediği için) kahraman. Tony Stark ise uğraşa didine kendinden bir kahraman yaratıyor. Bu yüzden insanlığı daha gerçek, kahramanlığı daha mecazi. Hikayesi ise eksiksiz bir “dönüşüm” öyküsü ve dolayısıyla en çok psikanalizle akraba.

En baştan başlayalım… Bir dönüşüm hikayesinin ana karakteriyseniz hikayenin başında sizin için her şey yolunda gidiyordur. Daha doğrusu, yolunda gidiyormuş gibi görünür.

Tony Stark için de durum böyle. Kendisi dünyanın en ünlü işadamlarından biri. Efsanevi bir silah tüccarı. Para, güç, kadın açısından eksiği yok, fazlası var. Düzenini tutturmuş. Hayatı yolunda.

Sonra hayatınıza bir bomba düşer. Her şeyi dağıtıp parçalarken sizi savurur, yaralar. Düzen altüst olmuş, hayat raydan çıkmıştır.

Bu mecaz Tony Stark için gerçeğin ta kendisi. Yeni silahı Jericho’nun tanıtımı sırasında saldırıya uğruyor ve yanına sahiden bir bomba düşüyor. Stark bir anda kendini yerde buluyor ve kalbinin üstünde büyük bir kan lekesi görüyor. Hayatın ortasında büyük bir delik.

Yalnız, önemli bir ayrıntı var. Fark etmeyebilirsiniz, saçma ve hatta salakça da görünebilir ama hayatınıza bombayı atan bizzat sizsinizdir.

Stark’ın bunu fark etmemesi imkansız. Yere düştükten sonra kafasını çevirip yanıbaşındakı bombaya baktığında üstünde “Stark Industries” yazısını görüyor. Bomba kendi imalatı.

Hayatınızı dağıtan bomba sizin imalatınızsa bunun tek bir anlamı olabilir: Bu saldırıyı bizzat siz istediniz ve planladınız. Çünkü her şey yolunda giderken içinize dönmeyeceğinizi, bir şeyleri değiştirmeyeceğinizi biliyordunuz. Yani bu korkunç kaza aslında ne korkunç ne de kaza.

Bombanın ardından ışıkla gölgeyi, ölümle yeniden doğuşu aynı anda içinizde taşırsınız. Zira dönüşüm, şu andaki “ben”in ölüp yeni bir “ben”in doğması demektir.

Stark’ta bu zıtlık ve birliktelikler de çok net görülüyor. Yanında patlayan bombanın şarapnel parçaları gövdesine saplanıp kalbine doğru yürürken, mağarada tanıştığı Yinsen’in göğsüne monte ettiği elektromıknatıs, parçaların kalbine ulaşmasını engelliyor.

Şimdi dönüşümü başlatabilirsiniz. Kendinizi değiştirmenin, yenilemenin zamanı geldi. Malzeme yine kendiniz, ama ortaya çıkan bambaşka biri… Stark bu süreci layıkıyla gerçekleştiriyor. Demir döverek. Terleyerek. Üzerine bir zırh geçirerek.

Zırhınızı giymeniz önemli bir adım ama hayatın güllük gülistanlık olacağı anlamına gelmez. Aksine, zırh tekrar tekrar parçalanır. Siz her seferinde ayağa kalkıp daha güçlüsünü inşa edin diye.

Stark da ilk denemesinde yeni zırhıyla yere yapışır, sonra da zırhsız bir halde çöle düşer. (Bu, en bilinen dönüşüm hikayelerinden birinin kahramanı İsa’yı ve onun çölde geçirdiği 40 günü akla getirir.) Ama yılmaz, aynı zırhı daha güçlü bir şekilde inşa eder. Hatta bu kez uçmayı da hedefler. İlk denemesinde tavana, ikinci denemesinde duvara çarpar. Tam başardım dediğinde, yerden bilmemkaç yüz metre yüksekte buz tutup boşluğa düşer. Ama artık geri dönemez. Her seferinde yeniden deneyecektir.

Dönüşümün köşe taşlarından biri, kimliğinizi oluşturan kimi parçaları yıkıp yok etmektir. Bu, yeniden doğum için eskiyi öldürmeniz gerektiğinin işaretidir… Demir Adam da o güne kadar yaptığı şeylere saldırır. Stark’ı Stark yapan, eski hayatını bütün şaşaası ve şatafatıyla üreten ne varsa imha eder.

Dönüşümün son aşamasında artık kendinizle karşı karşıyasınızdır. Stark’ın hikayesinde bu da açıkça görülür. Karşısına çıkan düşman Obadiah’dır, ama üstündeki kıyafet Demir Adam’ın kıyafetinin siyahıdır. Stark aslında içindeki karanlıkla savaşmaktadır.

Savaşı kazanmanız için hayatınızın temasını (hayat boyu çeşitli kılıklarda karşınıza çıkan meseleyi) anlamanız gerekir. Bu tema hem yıkımınızın sebebi, hem de kurtuluşunuzun anahtarıdır.

Stark’ın hayatının teması “ölüm”dür. Önce bir ölüm taciriydi. Sonra kendi silahıyla vurulup ölümden döndü. Sonra kalbinin kıyısındaki şarapneller aracılığıyla ölümle burun buruna bir hayat sürmeye başladı.

Stark meselenin olduğu yerde çözümü de bulur. Çözüm ölümü göze almaktır. Hayatını kuşatan temaya başka bir yerden baktığında yeni bir adam olur, yeni bir yaşama başlar.

Dönüşüm tamamlanmıştır. Ama yapmanız gereken bir iş daha vardır: Yeni kimliğinizi kabullenmeniz ve artık ona göre yaşamanız gerekir.

Nitekim Stark da sesini duyup duyabilecek en büyük kalabalığın karşısına, bir medya ordusunun karşısına geçer ve “Ben Demir Adam’ım” der. Geriye dönüşü imkansız hale getirir.

Çünkü bu “kahraman”ın asıl derdi başkalarını kurtarmak değil, kendini hayat sandığı yıkıntıdan kurtarmaktır.

(Sinema, Haziran 2008)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s