Seyir Defteri: Cosmopolis

> “Cosmopolis”in Cronenberg’i, John Carpenter-Abbas Kiarostami karışımı bir acayip yönetmen. Bu filmi ondan başkasının çektiğini düşünmek de güç. Tek istisna “David Fincher çekse ne olurdu acaba?” sorusu olabilir.

> Cronenberg kariyerinde “Videodrome” ve “Crash/Çarpışma”dan sonra üçüncü kez “zamanın ruhu”nu kalbinden yakalıyor. Belki de bu yüzden “Cosmopolis”de “Arabada geçen çağdaş Videodrome” havası var. İnsanı yutan bir televizyon ekranı değil artık, borsa ve döviz ekranları. Otomobil de haz aracı değil, bir güç sembolü ve sığınılacak bir kale.

> Manifesto gibi bir romandan tiyatro oyununa benzeyen bir film çek ve sinema duygusu bu kadar güçlü olsun, ustalık diye buna denir. Yoksa yeteneğini sıradan polisiyelerde çarçur etmeye değil.

> Robert Pattinson “iyi oynamıyor”, “hiç yakışmamış” falan değil. İyi oynuyor, ama çok iyi değil. Ve bu çok iyi oynamayışı filme çok yakışıyor. Rutger Hauer’in gençliğini hatırlatan “android” (ve zombi/vampir) yüzü de bu Wall Street bilimkurgusu için biçilmiş kaftan.

> “Gerçek” karakterlerin kitabi laflar ettiği veya sinemanın bir roman aurası yaratmak için ne yapacağını şaşırdığı filmlerdense tepeden tırnağa bir kitap, makale ya da rüya gibi duran bir film beyazperdeye çok daha iyi gidiyor.

> Merak ettiğim iki soru: Ballard izleseydi ne düşünürdü? Godard izlese ne düşünür?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s