Seyir Defteri: Filmler dörde ayrılır

İddiasının içini doldurmayan “büyük” filmler: Lafı uzatmayalım, Tim Burton’ın “Dark Shadows/Karanlık Gölgeler”inden daha iyi örnek bulunur mu? (Ayrıntısı burada: “Karanlık Gölgeler ve asıl gölgedekiler“)

Burnu havada, bilmiş filmler: İyi bir örnek değil ama elimizde “Cafe de Flore” var. “Burnu havada” demek haksızlık, ayrıca finalden hemen önceki sahne hayatımda gördüğüm en tuhaf ve çarpıcı sinemasal anlardan biri, ancak o noktaya gelene kadar öylesine fazla çaba, öyle bir “Kontrolsüz güç güç değildir” havası, öyle bir “Şunu da söyleyeceğim, bunu da böyle çekeceğim” kaygısı var ki finalin etkisini hissedemiyoruz, sadece sezebiliyoruz ve “Bu film 125 değil 25 dakika olsaydı bu sahnenin de tadı çıkacaktı” diyebiliyoruz.

(Not: Filmin asıl güçlü noktası kurgusu. Önümüze çıkan her filmin “ses bandı”na, “ses tasarımı”na övgüler düzmeden önce, “Cafe de Flore”un hikayenin akışından çok seslerin ve duyguların akışını dikkate alan kurgusuna bir bakmak lazım.)

Kenarda kalan küçük başyapıtlar: Jan Speckenbach’ın ilk filmi, Alman yapımı “Die Vermissten/Kayıp Aranıyor”. Hikayenin merkezinde tek bir adam. Toplam 8-10 mekan. Küçük bir bütçe… Bunların yanında dehşet bir sinema duygusu ve sinemada yeni bir şeyler söyleme ya da yeni bir şekilde söyleme isteği. “İyi film çekmek için hem çok şeye gerek var hem hiçbir şeye gerek yok” dersi.

Kötü olduğu için güzel filmler: Alın size “Piranha 3DD”! Bildiğimiz leş korku filmi. Rezilliğin bini bir para. Kan gövdeyi götürüyor. Seks tamamen bir manipülasyon ve komedi malzemesi olarak filmde yer alıyor.

“Politik doğrucu”lar, kan görmeye dayanamayanlar, “Ama çok ayıp” diyenler gereğinden fazla ciddiye alıp parmak sallayacaklardır.

Ancak kendi adıma “Benim olayım bu” deyip geri çekilen, derdini renkli ambalajların arkasına saklamayıp gözümüze sokan, hatta bir derdi bile olmayan bu film, ahlak ve politik tavır gibi açılardan, örneğin pek çok romantik komediden ve aksiyondan daha masum. Ve tabii daha eğlenceli ve daha yaratıcı, onu hiç saymıyorum.

Önerim: “Piranha 3DD” gibi filmleri ciddiye almadan sevelim, ilk iki kategorideki filmleri ciddi ciddi eleştirelim.

Reklamlar

2 responses to “Seyir Defteri: Filmler dörde ayrılır

  1. Cafe de Flore C.R.A.Z.Y.’nin yönetmeninin filmi, değil mi? Geçtiğimiz Filmekimi’nde kaçırmıştım. Seyredenlerden çok etkilenenler olmuştu etrafımda. Gösterimde yakalarsam yine bir denemek istiyorum, yorumunu da göz önünde bulundurarak..

    • Dene muhakkak. Arkamda oturan iki kadının ağlamaktan gözleri şişti. Önümde oturan 2-3 kişi “iyi-kötü” diye ikiye bölündü. Öyle hararetli bir film.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s