Semih Kaplanoğlu’yla “Yusuf’un Rüyası” üzerine (Elif Tunca)

En sonuncusu Altın Ayı kazanan Semih Kaplanoğlu’nun üçlemesi Yumurta, Süt, Bal, DVD olarak çıktı. Set’e Kaplanoğlu ile yapılan bir nehir söyleşi kitabı da eşlik ediyor ve bizi yönetmenin yaşamı ve dünyasına sokuyor. Yusuf Üçlemesi paketinde yer alan Yusuf’un Rüyası adlı nehir söyleşi, hem seyirciler hem de sinema yapmak isteyenler için ipuçlarıyla dolu.

Sinema yazarı Uygar Şirin’in yönetmen Semih Kaplanoğlu’yla gerçekleştirdiği söyleşi kitap, 38 yaşında ilk filmini çeken, 47 yaşında beşinci filmiyle dünyanın en prestijli ödüllerinden Altın Ayı’yı kazanan bir yönetmenin dünyasına buyur ediyor bizi. Ve o dünyada aslında hem bizimkine çok benzer hem de çok farklı bir hayatın tadına varıyoruz. Doktor olan ama Fransa’da Yeni Dalga setlerine girmekten, Louvre Müzesi’ni ziyaret etmekten geri durmayan, oğluna evde karanlık oda kurmaktan çekinmeyen bir babanın oğlu Kaplanoğlu. İzmir’in özgür ortamında, elinde sekiz milimetrelik kamerayla çekim yaparken kulağından Yusuf dedenin, Süreyya ninenin duaları da geçiyor, teyze ve dayılarının sol marşları da… Bu arada kamerasının önünden Karşıyaka’nın eski sakinlerinden Rum ve Yahudi komşuları arz-ı endam ediyor. 12 Eylül döneminin sıkıntılı ortamı üniversitelerden yana da talihi yaver giden biri o. Alim Şerif Onaran’ın, dünyanın farklı yerlerinde sinema üzerine çalışan Ahmet Sipahioğlu, Oğuz Adanır, Faruk Kalkan, Mutlu Parkan, Bilgin Adalı gibi isimleri Türkiye’ye getirip kurduğu Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hani neredeyse evden getirdiklerini işleyip geliştiriyor. Böylece İstanbul macerasına ve kimbilir Yusuf’un hayatına hazırlanıyor gün be gün. Yusuf’un anlatacakları şimdilik bitmiş görünüyor. Söz sırası Semih Kaplanoğlu’nda deyip Yusuf’un Rüyası üzerine biz de sohbet edelim istedik.
– Üçlemenin DVD setiyle birlikte bir nehir söyleşi kitabı hazırlamak, projeye giriştiğiniz andan beri düşündüğünüz bir şey miydi, yoksa sonradan mı karar verildi buna?
– Başta hiç böyle bir fikir yoktu. Benim sinemaya, film yapmaya dair tuttuğum notlar vardı epeydir, belki bir gün onlardan kitap olabilir diye düşünüyordum ama DVD seti konusunda görüşmeler yaparken de nehir söyleşi fikri yoktu yine. Öneri Timaş’tan geldi aslında, genel yayın yönetmeni Emine Eroğlu’ndan; ‘Hem size hem üçlemeye dair öyle bir çalışma ilginç olabilir,’ diye. Benim de aklıma Uygar Şirin geldi, bir sinema yazarıyla yapmak en doğrusudur diye düşündüm. Uygar’ın edebiyatçı yanı da var hem. Bir de söyleşi yapmak başka yetenekler gerektiriyor; empati duygusu, meraklı olmak gibi. Uygar da bunlara fazlasıyla sahip. Burada çok güzel bir 10 gün geçirdik, sabahtan akşama konuştuk. Kitabın iki bölüm olup ilkinin daha bana dair, ikinci bölümünse Yusuf’un hikâyesine odaklanması da Uygar’ın fikri.
– Onur ödülü alan pek çok sanatçı ‘Daha yapacaklarım bitmedi, neden verdiniz?’ der ya espriyle karışık, ‘nehir söyleşi’ de daha çok ununu elemiş eleğini duvara asmış kişilerle yapılır sanki. Bu teklif gelince bunu düşünmediniz mi, ürkütmedi mi bu fikir sizi?
– İşin içinde üçleme faslı olunca ürkütmedi açıkçası. Bazen bana da tuhaf geliyor; beş yılda dört film çekmişiz. Aslında hayli yoğun, yorucu bir süreç. Mesela geçen gün burada odamı topluyordum; bu beş seneyi topluyoruz aslında. Bazı fotoğraflar bulduk beş yıl öncesinden, şimdiki halimden ne kadar farklı, diye baktım onlara. O yoğunluğun sonuna doğru aslında bunu yapmak gerekiyormuş diye düşünüyorum şimdi. En çok korktuğum ne oldu biliyor musun? Ben bir otobiyografi yazmak istiyordum tam bu dönemlerde. Uygar’a dedim ki: ‘Sen benim kitabımı elimden aldın.’
– Sık röportaj veren, çok konuşan biri değilsiniz. Ama kitabın özellikle ilk bölümünü düşününce, yani sizin kişisel hayatınıza ait bölümü, orada epey şey anlatmışsınız. Böyle de olması gerek zaten ama başta bu da bir tedirginlik uyandırmadı mı?
– Anlattığımız kadar anlatmadıklarımız da var tabii! Bir de anlatıp da koymadıklarımız var. Uygar’ın mahareti tabii bu biraz da. Merak etti, sordu ve aldı cevapları.
– Sizdeki yerini, ancak anlatırken fark ettiğiniz şeyler oldu mu?
– Uygar hep şunu gözetti; yaptığımız işle hayatımız arasındaki bağları kurmak. Ben de bunu diri tutmaya çalıştım. Sadece kendi başına kalıp düşündüğünde bunu yapamayabilir insan. Bu tür söyleşiler, insanı kendinden dışarı çıkaran, kendine dışarıdan bakmasını sağlayan, bazı görünmez ilmikleri fark ettiğin, kendin de şaşırdığın bir durum. Erol Akyavaş’la, Ece Ayhan’la, Mustafa Irgat’la bu söyleşi sayesinde tekrar buluştum bir de! Onları tekrar andım. Bütün o insanların benim hayatıma nasıl etki ettiklerini ancak şimdi görebiliyorum. Yoksa onlardan ne aldığımı, bendeki tesirlerinin nasıl ve nereden olduğunu yaşarken anlayamazdım tabii ki. Şimdi fark ediyorum ve minnetle anıyorum hepsini.
– Biraz da terapi niteliği var mı?
– Var tabii. Bir yandan da kitabı elime ilk aldığımda kendimi biraz çıplak hissettim aslında! Öte yandan annem okuduğunda o da kendi hayatını yeniden tazelemiş, kız kardeşim aynı şekilde. Bilmedikleri şeyleri de görmüşler, öyle söylediler.
– Sizin için bu kitap, hakkınızda daha çok şey merak edenler için bir kitap mı, film yapmaya heveslenen gençler için bir pratik rehber mi, yoksa üçlemedeki anlamları keşfetmek isteyenler için bir kılavuz mu?
– Üçleme için beni motive eden asıl şey, kendi kendime sorduğum sorulardı. 40’lı yaşların ortasına gelmiştim ve pek çok insan gibi ben kimim, ne yaptım, nereye gidiyorum, buralıyım ama aynı zamanda oralıyım; gibi aslında kadim soruları soruyordum. O soruların cevabını arayıştı bu üçleme. O zaman gerçekten benim sorduğum soruları filmde soran kişiler için belli bağlantılar kurulabilir, bu yönü beni daha çok ilgilendiriyor açıkçası kitabın. Ama diğerleri de var tabii; en çok önemsediğim şey, benim filmlerimin başka insanlarda film yapma isteği uyandırmasıdır. Umarım bu kitap bunu daha çok uyandırır, cesaret verir, kolaylaştırır. Ben mesela iktisattan, paradan hiç anlamayan biriydim ama film yapmak uğruna öğrendim. Yapımcı oldum, yabancı yapımcılar, ortaklar buldum. Bunları da anlattım çünkü bu tür bilgileri kendine saklamak, gizlemek ahlâki gelmiyor bana.

(Sabah, 9.1.2011)

(Söyleşinin tamamı için http://www.sabah.com.tr/Pazar/2011/01/09/filmlerimin_film_yapma_istegi_uyandirmasi_benim_icin_onemli)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s