Korkularını tutkuyla sevmek (Asu Maro)

Ümit Ünal bu yıl ikinci filmiyle karşımızda. Selma Ergeç ve Mehmet Günsür’lü ‘Ses’, iyi bir psikolojik gerilim

Bir genç kadınla bir adam, dansa kalkmışlar. Adamın niyeti flört etmek, “Hadi birbirimizi daha iyi tanıyalım” halinde. Kendisiyle ilgili önemsediği, özel bulduğu bir şey söyleyip karşılığını istiyor karşısındaki kadından.
“Ben çok güzel balık pişiririm” diyor, “buğulama”. Evet, özel bir şey, belli ki övündüğü bir şey, bir de vaat içeriyor tabii…
“Hadi şimdi sıra sende.” “Benim korkularım var” diyor kadın. “Bıçaklardan korkarım, asla dokunamam. Hatta masaya geldiğinde yer değiştiririm.” Başka? “Sabah ezanından korkarım bir de.”
Tahmin edileceği gibi o dans o şarkının sonunda bitiyor, adam kadına hiçbir zaman balık pişirmeyecek, hatta birbirlerinin adını bile bilmeyecekler.
Mesele burada değil ama, kadının, bazen hepimizin yaptığı gibi korkularını tutkuyla sevmesinde. Kendisini tanımlarken söze onlarla başlamasında. Onları hayatının vazgeçilmez bir parçası görüp üstüne gitmeyi, kurtulmayı hiç düşünmemesinde…
Hepimiz kendimize uyarlayabiliriz durumu. Uçmaktan korkanlar, kediden köpekten, efendim yükseklikten, sonra ‘bağlanmaktan’ korkanlar… Korkularına tutunanlar, dört elle sarılanlar…

Uzaklardan bir SES gelir
Filmdeki kadının, Derya’nın başına bir şey geliyor ama: Bir gün derin uykusunda bir ses duyuyor, ona “Uyan!” diyen. Ve o ses susmuyor bir daha… Oraya git, buraya git, içinden geçeni pat diye söyle, hayır ona binme, burda in… Derya’yı korkularının üzerine gitmeye zorluyor kararlı bir şekilde. Artık kaçmasına izin vermiyor ve adım adım hayatındaki ‘sırrı’ keşfetmesini sağlıyor.
Bu yılın başında ‘Kaptan Feza’sını izlediğimiz – ‘izlediğimiz’ diyorum ama filmin gösterime girmesiyle çıkması bir oldu, Milliyet Sanat’taki söyleşimizde kendisinin de söylediği gibi “İş yapmadı” demek yeterli değil, film ‘görülmedi’ daha doğru – Ümit Ünal’ın yeni filmi ‘Ses’, bugün itibariyle sinemalarda. ‘Ses’, bir gerilim filmi. Ama öyle inlerle, cinlerle, olmadık gerçeküstü durumlarla değil, bizzat içimizdeki korkularla ‘geriyor’ bizi. Öyle olduğu için de etkileyici, düşündürücü ve gerçekçi zaten.
Derya’yı Selma Ergeç, hayatındaki sırrın diğer kahramanı, aynı zamanda çalıştığı call center’da müdürü olan Onur’u ise Mehmet Günsür oynuyor. İkisi de son derece başarılı. Benim için filmin asıl sürprizi, artık sahnelerde göremediğimiz için çok hayıflandığım Işık Yenersu ama. Derya’nın annesi rolünde gene adı gibi ışık saçıyor. O güzel sesini de ne kadar özlemişiz…
Derya’nın en yakın arkadaşını olanca doğallığıyla son dönemin iyi oyuncularından Eylem Yıldız oynuyor. Ayrıca küçük ama etkili rollerde Serra Yılmaz ve Hakan Karahan gibi hoşlukları var filmin. Onur’un yasını tuttuğu ölmüş karısının fotoğraflarının ise sinema yazarı Yeşim Tabak’a ait olduğunu söylemiş olalım. Ve de unutulmaz ‘Teyzem’in senaristi Ümit Ünal’ın bildiği sulara döndüğünü. Gerçi ‘Ses’in senaryosu sinema yazarı Uygar Şirin’e ait ama belli ki kanları tutmuş, sonuçta iyi bir ‘psikolojik gerilim’ filmimiz olmuş, vatana millete hayırlı olsun.

(Milliyet, 5.3.2010)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s