Seyir Defteri (Eylül 2006)

Adam ve onun hayatını değiştiren kız: “Angel-a” ve “Leon”

> “Angel-a”da Besson yine hayatın rutinine kapılıp gitmiş yalnız adamla onun hayatını değiştiren tuhaf kadının hikayesini anlatıyor. (“Nikita”, “Leon” ve “Beşinci Element”te olduğu gibi.) Güzelim kamerası yine nerede duracağını çok iyi biliyor. Fakat senaryo akıl almaz derecede basmakalıp ve Besson’un genellikle iyi ayarladığı duygu dozu bu kez öldürücü miktarda.

> Bunu (“Angel-a”) izleyenler eve gidip bunu (“Leon”) izlemek istediler.

> “Göl Evi”nin yaratıcıları, Kore filmi “Siworae”yi yeniden çekerken güzel bir Hollywoodizasyon kıvamı tutturmuşlar. Bir istisna var: O berbat final. “Zorlama mutlu son”dan çok daha feci bir şey bu. “Göl Evi” sırf bu final uğruna kendi koyduğu kuralları ihlal ediyor. Son dakikaya kadar “zaman bir çemberdir” derken, aniden zamanın düz bir çizgi olduğuna karar veriyor. Değer mi?

> Amerika’da son on yılın en heyecan verici filmlerinden “Akıl Defteri” ve “Olağan Şüpheliler”i çeken yönetmenlerin biri (Christopher Nolan) şimdi Batman’den, diğeri (Bryan Singer) Superman’den sorumlu. İnsanın içi acıyor. Genç yönetmenlerin Hollywood’u değiştirdiği zamanlar 1970’lerde kaldı herhalde. Bugünlerde Hollywood genç yönetmenleri değiştiriyor.

> “Gwai Wik-Hayalet Dünya” “hikaye hiçbir şey, stil her şey” diye düşünen ve kamerayı itip kakmayı stil zanneden zihniyetin ürünü. Bir de “küvetin suyu taştı”, “asansörün kapısı kapanmıyor”, “uzun saçlı küçük bir kız geldi” gibi numaraları da yeni zannediyorlar.

> “Hayalet Dünya”yı korku tüneline benzettim. Hani eski lunaparklarda vardır, uyduruktur, “kitsch”tir ve nihayetinde ürkütücü olacağına komiktir. Tam öyle işte. Bir korku tünelinde ne kadar hikaye ve estetik varsa “Hayalet Dünya”da da o kadar, hadi bilemediniz bir ölçü fazlası var. Filmin genel tutumu da bir tırnağın karatahtaya sürtülmesine benzetilebilir. Korkutucu değil, yeni ve yaratıcı hiç değil, olsa olsa sinir bozucu.

> Robert Zemeckis ve Steven Spielberg “Monster House-Canavar Ev”de yapımcılıkla yetinmemişler mi ne? Hatta bence Zemeckis gizli yönetmen. Film Zemeckis usulü “bir objeyi yerde gökte takip etme” planıyla başlıyor. (“Forrest Gump”taki yaprak ve “Kutup Ekspresi”ndeki tren bileti misali.) Ardından “Yeni Hayat”taki Wilson’a benzer bir basket topu ve “Duel-Bela”daki “canavar kamyon-eski püskü araba” kavgasına benzer bir kavga geliyor (“canavar ev-eski püskü vinç” biçiminde).

> “Canavar Ev”in ergenlik tasviri son derece taraflı ve sevimli. Çocukların saf, gençlerin şapşal, yetişkinlerin ise ne idüğü belirsiz olduğu bu dünyada, 12-13 yaşındaki buluğ çağı mensupları bir yandan geçiş dönemi sorunlarıyla boğuşurken, bir yandan hayal gücüne sahip tek insan türü olmanın getirdiği yükleri sırtlıyorlar. Sonuçta “Canavar Ev” bir ergenin heyecanıyla “Büyümek zor ama güzel, di mi lan?” diyor.

> “Korkusuz” Çin milliyetçiliğini Büyük Asya İmparatorluğu rüyalarına dek götürmüş. Bir nevi “Kara Jet Li, Kahpe Bizansa Karşı”.

> Joe Dante’yi özlemişim. Hollywood’un son yıllardaki “yaz filmleri”ni gördükçe “Gremlinler”in, “Küçük Askerler”in, “İçimde Biri Var”ın değerini daha iyi anlıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s